Gurbette Ölüm
| Bazen ölüm gelip gurbette yakalar. Ansızın, beklenmedik bir ÅŸekilde. Öteki âleme hazırsanız hiçbir önemi yok Azrail’in sizi nerede bulacağının. | |
| Yavaşça, gönül rahatı içinde verirsiniz can denen emaneti. Belki bir telefon açar, “Doktorlar ‘altı saatin kaldı’ diyorlar. Bana hakkınızı helal edin.” dersiniz. Bazen ona da gerek kalmaz. Nasıl olsa gözlerinizi yumduÄŸunuzda yeniden doÄŸacağınıza, rahmet-i Rahman’ın sizi sımsıcak saracağına inanırsınız. Çünkü ölüm, bir son deÄŸil, bir baÅŸlangıçtır. Yokluk deÄŸil, varlıktır. BitiÅŸ deÄŸil diriliÅŸtir…
Bazen de ölüm haberi sizi kıskıvrak eder. Bu, daha büyük bir çaresizliktir. Ani bir göç haberiyle sarsılırsınız. Daha düne kadar yanınızda hissettiÄŸiniz bir dost, birden uçup gitmiÅŸtir. Haber vermeden, elveda demeden, ‘Hakkınızı helal edin’ deme fırsatını vermeden. Beklenmedik haber bazen sizi bir otel odasında yakalar, bazen bir dost meclisinde, bazen gurbetin tam kalbinde. İçinizde derin bir boÅŸluk açar her vefat haberi. Kalbiniz burkulur, yüreÄŸiniz sızlar, çaresizlik ve tevekkül içinde çırpınır durursunuz… Hasan Ertürk haberi de öyle yakaladı beni. Beklenmedik bir anda. Gurbetin baÄŸrında. Aslında bir gün |


orta ve büyük küçük. (I “

